5d021e9a2100003711eda3b9

Onu İnsan Saymak

“Bir insanı sevmekle başlar her şey “diyordu Sabahattin Ali. Dini, dili, ırkı ne olursa olsun sevebilmek. Tüm farklılıklarına rağmen gönlüne misafir edebilmek. Afrika kökenli ubuntu felsefesi der ki: “İnsanın insan olabilmesi için diğer insanlara ihtiyacı var çünkü bizler görünmez sicimlerle birbirimize bağlıyız. “Dolayısıyla senin canın yandığında benim de canim yanmalı çünkü biz büyük bir resmin parçasıyız. İnsan, insanın kurdu değil; insan, insanın yurdu olsun diyedir çabamız. O yüzden ya hep birlikte var olacak ya da hep beraber yok olacağız. Emekli bir öğretmenimizin geçmişte çalıştığı okulların birinde yaşadığı bir olayı onun sözleriyle aktarıyorum:

Bir öğrencim ile ders yaparken kapı çalındı. Okul müdürü iyi dersler dedi ve benimle tokalaştı. Öğrencimin salyası aktığı için onun kolundan tutarak tokalaştı. Müdür bana bir şey sordu ve gitti. Müdür gittikten sonra öğrencim bana sordu.

 ‘’Öğretmenim müdür benimle neden tokalaşmadı?’’

 ‘’Müdürün gözü iyi görmüyor’’ dedim.

 ‘’Peki sizin elinizi nasıl gördü? ‘’ dedi.

  ‘’Sen biraz karanlıktaydın.’’ dedim.

O sırada ders bitti. Öğrenciler servise bineceklerdi. Fakat o öğrencimin müdürün etrafında dönüp durduğunu gördüm. Fark ettirmeden müdüre seslendim ve tokalaş işareti yaptım. Müdür çocuğa seslenerek onunla tokalaştı ve arabasına binip gitti. Sonraki hafta derse gelen öğrencim bana; ‘’Sen insansın öğretmenim.’’ deyip, iç geçirdi. O an anlamıştım ki müdüre yaptığım işareti o da fark etmişti. Müdür, iki yıl boyunca her ne yaptıysa öğrencim onu affedemedi. Bazen kopardığımız küçük bir yaprağın karşı tarafta ne fırtınalar yaratabileceğini bilemiyordu insan.

Karanlıkta kaldığı için onu göremeyenlere inat, aydınlığa çıkmak için mücadele veren tüm öğrencilerimize sevgilerimizle.

Karanlığın olmadığı yerde buluşacağız!


Bayram BAŞBAY

Emekli Öğretmenimiz

Zelal EROL

Psikolojik Danışman

dersilgisi

Çocuğum Derslerine Karşı İlgisiz, Ne Yapmalıyım?

ÇOCUĞUM DERSLERİNE KARŞI İLGİSİZ, NE YAPMALIYIM?

Her öğrencinin öğrenme, her anne babanın da çalışmaya karşı farklı tutumlar sergilediğini bilmekteyiz. Anne babaların bu konuda yapabilecekleri çocuğunun öğrenme biçimini keşfetmesine yardımcı olup, onun planlı çalışmasında dış kontrolü sağlamaktır. Ders çalışmak çocuğunuzun sorumluluğudur ancak ders çalışma sorumluluğu çocuğun yaşamındaki diğer sorumluluklardan sadece birisidir.

Derse karşı ilgisizliğin nedenleri arasında;
  • Öğrencinin temel bilgilerinin eksik olması: Matematik dersinde dört işlemi yapmada zorlanan bir öğrencinin trigonometri sorularını çözmesini beklemek hayal olur. Öncelikle temel bilgiler kontrol edilmelidir. Eksiklerin giderilmesinde en büyük destek aileden gelecektir.
  • Arka sırada oturması: İşitme veya görme problemi olan ya da dikkat dağınıklığı olan bir öğrencinin arka sırada oturması derse karşı ilgiyi azaltacaktır. Bu öğrencilerin ön sırada oturtulması problemi çözebilir.
  • Dersi önemsememe: TEOG sınavına hazırlanan bir öğrenci için müzik dersine çalışmak gereksiz gibi görülebilir. Her derse önemli olduğu anlatılmalıdır. Planlı çalışma ile bütün dersler için gerekli zaman ayırılabilir. Müzik, resim gibi dersler de sınav stresini azaltması bakımından önemli derslerdir. Ayrıca çocuğunuzun yeterli uyumaması, dengesiz beslenmesi ve yaşadığı duygusal problemler de ders çalışmasını etkileyebilir.

ÇOCUKLARA NASIL YARDIMCI OLABİLİRSİNİZ?

  • İlk olarak, uygun bir çalışma ortamı için fiziksel koşulların (sessiz ve iyi havalandırılmış bir çalışma odası, çalışma masası, uygun bir aydınlatma, gerekli araç ve gerecin hazırlanması vb.) ayarlanması konusunda çocuğunuzu yönlendirin.
  • Hazırladığı çalışma programı üzerinde çocuğunuzla konuşarak, amaçlarını belirlemesine, bu amaçlara ulaşmak için neler yapılması gerektiğine ve çalışılacak konulara karar vermesine, yapılacakları önem ve zorluk sırasına göre sıralamasına, her ders ve konu için gerekli zamanı tahmin etmesine yardımcı olun.
  • Çocuğunuzun çalışmayı sürdürmemesine ya da zihninin dağılmasına yol açan nedenlerden biri de endişeleri olabilir. Bu durumda çocuğunuzu başarabileceği konusunda yüreklendirin ve bunu yaparken de öncelikle onun iyi yapabildiklerinden yola çıkın. Her zaman çocuğunuzu destekleyici bir tutum içinde olmaya çalışın.
  • Okuldan geldiğinde onunla sıcak, yakın bir iletişime girerek, ona dokunarak sevginizi iletmeye çalışın. Bu davranışınız ona ödevler öncesinde moral verecektir.
  • Çocuğunuzun tüm derslerde aynı başarıyı göstermesinin olanaksız olduğunu, her çocuğun ilgi ve yeteneklerinin farklı olduğunu, farklı konulara ve alanlara yönelebileceğini ona anımsatın.
  • Ödevlerini ona sürekli sormak, ödevlerin bir yük gibi görülmesine neden olacaktır. Onunla konuşarak ödevlerini zamanında ve düzenli yapmanın yararlarını birlikte bulmaya çalışın. Ödevin ilk bir iki adımında onun yanında olmaya, ona yol göstermeye çalışın. Ancak ödevin tamamını birlikte yapmamaya özen gösterin.

Havva Kasapoğlu

Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Öğretmeni

eğitimdemüzik

Eğitimde Müziğin Önemi

İnsan yaşamındaki yeri ve önemi nedeniyle müzik, insanlık tarihinin en etkili eğitim aracıdır. Özü bakımından estetik temellidir ve eğitimsel nitelik taşır. Müziğin işlevi müzik sevgisi uyandırmak, ritim duygusunu, kulak duyarlılığını keskinleştirmek, çocuğa özgüven duygusunu kazandırmak, duygu ve düşüncelerini bu yolla aktarabilmesini sağlamaktır.

Müzik sayesinde çocuk, insanı, toplumu sever, ruh zenginliği kazanır. Müzikle ilgisi ne olursa olsun her çocuğun hayatında müzikten bir parça vardır. Her çocuk müzikle ilgili en az bir etkinliği yaşamına katmaktan keyif alacaktır. Bireysel ya da toplum içinde şarkı söylemek, bir enstrüman çalmak, dans etmek, müzik dinlemek bu etkinliklerden bazılarıdır. Özellikle okul öncesi dönemde çocuğun ilgisi doğrultusunda, kendisini ifade edebileceği bir müzik alanına yöneltmek ve genel bir müzik sevgisi kazandırmak gerekir.

Müzik çocuğun kendini ifade etmesine ve sosyalleşmesine çok önemli katkılar sağlar. Örneğin grupla şarkı söyleme, sesini kullanmayı, keşfetmeyi, uyum becerisinin gelişimini, iş birliğine dayalı disiplin kazanabilmeyi sağlar.

Eğitimde önemli olan, çocuğa dinletilen müziğin kalitesi ve çocuğa uygunluğudur. Dikkat edilmesi gereken husus çağdaş ve gelişmeye açık nitelikteki çalışmalar, evrensel nitelikte ve sanatsal özellikler taşıyan müzik türleri seçilmelidir.

Müzik çocuğun gelişim düzeylerinin (psikomotor, dil, bilişsel) artmasına katkı sağlar:

  • Dinlediği müziğe hareketlerle ritim tutması, salınması, müziğin sayesinde solunumunu kontrol etmesi, büyük ve küçük kaslarının gelişmesi psikomotor gelişimine,
  • Dinlediği müziği tekrar ederek dilini geliştirmesi, çevresel sesleri taklit etmesi ve iletişime geçmesi dil gelişimine,
  • Şarkı sözlerini okuması, ezberlemesi ve hatırlaması bilişsel gelişimine örneklerdir.
  • Ayrıca okulöncesi dönemde şarkılar, tekerlemeler, parmak oyunları çocuğun dili kullanma ve geliştirme becerisini arttırır.

Sonuç olarak düzenli ve sürekli bir müzik eğitiminin “dikkat, konsantrasyon, beyin ve duygular arasındaki koordinasyonuna, insanlarla iletişimlerinin gelişmesine, özgüven duygusunun artmasına” katkısı büyüktür.

Her ne yaşta olursa olsun ‘’müzik ruhun gıdasıdır.’’


Sudan Kırbıt

Özel Eğitim Alanı Uzman Öğretici